25 Eylül 2008
Kategori : Düşünceler...
Etiketler : kollamak, saf olanı aldatmak, sevgini test etmek, sormak sorgulamak
Henüz Yorum Yok
0 gösterim
Telefonda yazmak zor olsada garip bir şekilde huzur veriyor bana. Evde bir köşeye çekilmiş diledigim gibi yaza biliyorum. Laptop demiştim ama performans olarak isteklerimi karşılayabilenler biraz büyük kalıyor.
Asus’un Eee book adında çıkardığı laptopu almayı düşünmüştüm. Biraz inceledikten sonra en büyük sorunun ısınma olduğuna karar verdim. Laptopu küçük tutabilmek için soğutucu fan kullanılmamış.Doğal soğutmada pek yeterli olmuyor. Nokianın kablosuz klavyesi olduğunu biliyorum ama fiyat olayını hiç araştırmadım. Umarım fiyatı uygundur :p Devamı »
18 Eylül 2008
Kategori : Düşünceler...
Etiketler : arama motoru, hayatımızı kolaylaştıran servisler, internet kazan ben kepçe, istem dışı kabullenmek
Henüz Yorum Yok
1 gösterim
İnternet kullananların herşeyi ilk aradığı adres tabiki Google . Hatta bir çok bilgisayar firması kurduğu sistemdeki tarayıcının açılış sayfasını herzaman Google olarak ayarlar. Bana saçma gelmiştir bu, kişiler kendi bilgisayarını açtığında tarayıcısında Google‘ı görmek istemiye bilir benim gibi. Windows‘un tek elcilik olayına benzer birşey yapmış oldular bilinçsizce. Her bilgisayar firmasının sattığı bilgisayarının tarayıcının ana sayfası olarak Google‘ı ayarlaması kullanan kişileri kendi sitesine girerken bile Google‘dan aratıp girmesine sebeb oldu.
Halbuki Google arama kutusuna yazacağı kelimeyi adres kutusuna yazsa aynı yer çıkacak. Kullanıcılara garip bir alışkanlık edindirler böylelikle. Çok iyi biliyorum Google ayarlı olmayan bilgisayarda kendi sitesine girmeden önce Google a girip kendi adresini yazan kişiler bile var.
Bu olay Google servisinin istem dışı olarak herkezin kullanmasına sebeb oldu. Bunu Google‘ın kazandığını paradan anlamak hiçte zor değil. Para kazanırkende kazandığı paranın hakkını veriyor. Bir çok servisi gerçekden kullanıcıların hayatını inanılmaz kolaylaştırdı. Hep sorulan ve bilinen birşey : Google olmasaydı ne yapardık ? Google servisi kurulmadan önce Yahoo nun arama motoru vardı fakat kimse kullanmıyordu. Belkide farkında değillerdi. Devamı »
18 Eylül 2008
Kategori : Düşünceler...
Etiketler : cep telefonundan mail, gecenin özeti, mesaj yazmak parmaklara zararlı, nasihat, yatak keyfi
Henüz Yorum Yok
0 gösterim
Laptopun kıymetini su an çok iyi anlıyorum.Yatakda yatarken sayfama birseyler yazmak istedim elimin altında sadece cep telefonum var :( en kısa surede pda almayı dusunuyorum. Karnım feci sekilde aç ve aylardır duymadıgım gurultumu duydum. Doyur beni diyor :p
Bu gün hissede bilecegim bütün duyguları yaşadım. Önce mantı aradı mesgule alıp ben onu aradım sonra o mesgule aldı o aradı mesgule almak istedim ama içimdeki ses alma dedi ve açtım telefonu. 1saat 17 dk dinledim. Özgündü endişeliydi, sormak istedigi soruları direk soramıyordu anladıgımı belli etmedim. Rahatsızlımı biliyor, yerli yersiz yuksek ateşin bana neler yaptıgına şait oldu defalarca. İçindeki nefreti kime duyacagını bilmemesi ve oğrenmek istemesi bazen zor durumda kalmama neden oluyor. Mantının içindeki öfkenin nefretin neden olduğunu biliyorum. Sadece beni anlamak istemiyor bu konuda. Herkez kendi seçimini yapar,iyi yada kötü bunu sadece seçim yapan kişi fark eder zaman içinde. Mutludur yada mutsuz okişi bilir.
Mantıyla görüşmem bittiginde peynirin kafasını 40 dk dırdırımla doldurdum. Peynirde anlamak istemiyor bazı olayları. Peynirle konuşurken müşterim aradı nedese beyenirsiniz ? Bilgisayardan sıkıldıgını ve hiç anlamadıgını bunu anlayan birisine satmak istedini söyledi. Müşterim cerrahdı, ben sizin işinizi asla ögrenemem dedim, ameliyat anında hata yapmanız o kişinin hayatına maal olabilir ama bilgisayarda dilediniz kadar hata yapa bilirsiniz hata yapmadan kullanmasını ögrenemezsiniz dedim. Son sözü tamam atmıcam, bana daha iyi bilgisayar çıktıysa allım bunu istemiyorum dedi. Devamı »
12 Eylül 2008
Kategori : Düşünceler...
Etiketler : anne kokusu, bebek kokusu, kokulardaki yaşam, unutamadığımız kokular
2 Yorum var
3 gösterim
Herşeyi unutulabilirsiniz… Bir hatıra, bir bakış, bir eşya, bir söz, bir ses, bir sıcaklık, bir tat… Ama unutulmayan tek birşey var o da koku. Eğer bir koku hafızanıza yer ettiyse, üzerinden yıllar geçse de onu unutmazsınız ve bir daha o kokuyu aldığınızda o anıyı hatırlarsınız. Flashback yaşarsınız belki de…
Anne kokusu, eski evinin kokusu, arabanın kokusu, teninin kokusu, eski sevgilinin kokusu, yıllardır görmediğn arkadaşının kokusu, içki kokusu, ilkokuldaki öğretmeninin kokusu, çiçek kokusu, kahve kokusu, kebap kokusu, deodorant kokusu, şampuan kokusususususu…
Parfümler de bunu tetikler… Mesela yoldan geçerken birinin parfümü gelir ve irkilirsiniz… Belki annenizin, belki sevgilinizin belki de adını hatırlayamadığınız bir güzelin kokusuydu bu… Başka bir tenden geldi ama size onu hatırlattı… Devamı »
11 Eylül 2008
Kategori : Dinlediklerim
Etiketler : aliye ninni, aliye ninni indir, aliye ninni rapid, kıraç - ninni, münire ayla & kıraç - ninni
3 Yorum var
37 gösterim
Henüz evlenmedim ama evlenmek istediğim 2 kişi oldu hayatımda biri yok oldu diğeri ise kendi yolunu çizdi. Çok istediğim ve askerliğimden bu yana kurduğum ve vazgeçmeyeceğim hayallerimden bir tanesi çocuğum olmasıdır. Pazar sabahı uyanıp eşim ve çocuğumla samimi olduğumuz arkadaşımız yada dostumuzla birlikte güzel bir kahvaltı salonunda çocuklarımızla kahvaltı yapmak. Ölmeden yapmak istediğim şeylerden birisidir. İçim tuhaf oldu ben evet bu dediğim zamanlar hep kaybetmişimdir karşımdakini. Hayırlısı buymuş diyerek kendimi avutmaya çalışırım ama kendimi kandırmak neye fayda. Her neyse direkt konuya girdim “ ne diyor bu “ dediğinizi duyar gibiyim.
Türk dizilerini pek fazla izlemezdim ama bazıları gerçekten hastalık derecesinde takip etmişliğim oldu, ara arada oluyor. Aliye diye bir dizi vardı hatırlarısınız. Dizi müziğini Kıraç yapıyordu. Bütün dizinin müziklerini kaydetmiştim zamanında. Uyan kızım diye bir şarkı vardı dikkat etiniz mi hatırlar mısınız bilmiyorum. Aliyenin kızı hastanede yatarken çalan bir şarkıydı. Tam söylemek istemiyorum çünkü içim çok fena oluyor. Allah kimseye evlat acısı vermesin. O sahnede Aliyenin kızı ölmemişti.
Devamı »
6 Eylül 2008
Kategori : Düşünceler...
Etiketler : Allahın suyu, çöldeki cennet, su kadar aziz ol, tabiyatın harikaları
Henüz Yorum Yok
0 gösterim
Arkadaşlar hepimizin bildiği gibi su canlılar için hayati öneme sahip bir içecek. Peki içtiğimiz tertemiz olarak bardaklarımıza doldurduğumuz su ile birlikte bir hayal kurup suyun başından geçen bir yılın nasıl geçtiğini düşünebilir miyiz?
Ocak - Şubat : Su gökyüzünden kar halinde dağlara yağıyor…
Barajlar suyla doluyor, insanlar ihtiyaçlarını görüp suyu kirletiyorlar. Ne mi yapıyoruz ? ellerimizi yüzümüzü yıkıyoruz, lavaboda kullanıyoruz, duş alıyoruz, bulaşık yıkıyoruz….
Mart - Nisan : Su temizlenip tekrar göğe yükseliyor ve yere iniyor…
İnsanlar yine ihtiyaçlarını görüp suyu kirletiyor. Fabrikalarda suyu kirletiyoruz, içine yağ karıştırıyoruz, petrol atıklarıyla pisletiyoruz, köpeğimizi yıkıyoruz, arabamızı temizliyoruz…
Mayıs- Haziran : Pislenen her damla su tekrar tekrar temizlenip geri bize geliyor… Devamı »